Selam kızlar, kahveler alındıysa günün gıybet ve dertleşme seansı başlasın! ☕️ Geçen gün eski fotoğraflara bakarken fark ettim; hayatımızın aşkı genelde ilk görüşte 'işte bu!' dediğimiz değil de, başta 'yok ya, bundan bana yar olmaz' diye burun kıvırdığımız tiplerden çıkıyor. 😂 Sizin de böyle 'büyük lokma yedim ama büyük konuşmuşum' dediğiniz bir aşk hikayeniz var mı? İlk başta onun hangi huyu ya da tarzı gözünüze batmıştı da sonra dünyadaki tek erkek oymuş gibi hissettiniz? O sihirli dönüm noktasını çok merak ediyorum, dökülün bakalım! 👇❤️
Sizce kendileri fesat oldukları için mi yoksa yanlış anladıkları için mi?
Düşündükçe beynim yanıyor yemin ederim... Geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk, 'tam ruh eşim' dediği birini bulduğundan bahsediyordu. Hani her şeyinizle birbirinizi tamamladığınız, 'benim eksik parçam buydu' dedirten türden. O an aklıma takıldı: Eğer bir insan, 'tamamlanmak' için başka birine ihtiyaç duyuyorsa, bu zaten kendisinde bir 'eksiklik' olduğunu kabul etmek değil mi? Ve asıl beyin yakan kısım şu: Diyelim ki o 'mükemmel' birleşme yaşandı, artık birbirinizi tamamlıyorsunuz. Bu durumda, o 'tamamlayıcı' nitelikleriniz, yani birbirinizin eksiklerini kapatan o özellikleriniz, artık 'kapatılan' bir şey kalmadığı için işlevini yitirmiş olmaz mı? Yani, mükemmel bir bütün olduğunuzda, aslında birbirinizi 'tamamlayan' o özgün halleriniz de ortadan kalkmış olmaz mı? Bu durumda, 'tamamlanmışlık' hali, aslında bireysel olarak o 'tamamlama yeteneği'nden feragat etmek anlamına mı geliyor? Yoksa bu, sonsuz bir döngüde sürekli yeni 'eksik parçalar' arayışına mı sürükler bizi? Tamamlanmak, bireysel olarak eksilmektir, öyle mi?
Şimdi oturdum, kahvemi yudumlarken zihnim yine o labirentlere girdi... Hepimiz ilişkilerde karşı tarafı tam olarak anlamanın, onun tüm düşüncelerini ve duygularını bilmenin hayalini kurarız değil mi? Hani bazen 'keşke aklını okuyabilsem' deriz. İşte tam da bu noktada aklıma manyak bir senaryo geldi. Diyelim ki, partnerinizin zihnini, tüm anılarıyla, duygularıyla, hatta gelecekteki olası tepkileriyle birlikte, dijital bir ortama birebir kopyalayabildik. Ve bu dijital versiyon, gerçeğinden hiçbir şekilde ayırt edilemiyor, her açıdan kusursuz bir kopya. Şimdi asıl soru geliyor: Bu kusursuz simülasyon varken, gerçek partnerinizle ilişkinizi sürdürmek, aslında 'daha eksik' veya 'daha az bilinebilir' bir versiyonu tercih etmek anlamına gelmez miydi? Yoksa bir ilişkideki gerçek bağ, tam da o dijital kopyada olmayan öngörülemezlikte, kusurlulukta ve o bilinmezlikteki otantiklikte mi saklıdır? Hani simülasyon ne kadar mükemmel olursa olsun, o 'canlı' ve 'bilinmez' insan faktörü olmadan bir 'ilişki' kurulmuş sayılır mı? Kafamda deli sorular...
Şu meşhur 'ilişkinin ilk günkü heyecanı' meselesi... Gerçekten yıllar geçtikçe bu heyecanı yeniden yakalamak mümkün mü, yoksa kendimizi boşuna mı kandırıyoruz? Ben bazen düşünüyorum da, eşimle (ya da uzun süreli sevgilimle) ilk tanıştığımız zamanlardaki o kıpırtılar, her şeyin yeni ve keşfedilecek olması... Şimdi yerini daha çok bir rahatlığa, derin bir alışkanlığa bıraktı. Kötü bir şey değil elbette, huzur da güzel. Ama o 'ateş'i, o ilk günkü heyecanı yeniden harlamak için sürekli bir çaba içinde olmak... Sanki bir noktadan sonra yorucu gelmeye başlıyor. Siz de böyle hissediyor musunuz? Yoksa bu, uzun soluklu bir ilişkinin doğal bir evrimi mi, biz mi bu konuda çok beklenti içine giriyoruz? Hadi konuşalım, ne dersiniz?
Arkadaşlar, geçen sabah aceleyle evden çıkarken kulaklığımı kaptım, bir baktım ki gene kendi içinde inanılmaz bir düğüm yumağı olmuş. Hani şu cebinde dursan da, dokunmasan da bir şekilde kendi kendini çözülmez hale getirenler var ya? İşte o an jeton düştü: İlişkiler de aynen böyle değil mi yahu? Bazen her şey yolunda sanırsın, pürüzsüz akıyor derken, bir bakmışsın içinden öyle bir düğüm çıkmış ki çöz çözebilirsen. Benim bazen kulaklığın düğümlerini çözmek, bazı ilişki düğümlerini çözmekten daha kolay geliyor, hatta bazen ikisi de kesip atmakla sonuçlanıyor. Sizce hangisi daha karmaşık bir düğüm mühendisliği gerektiriyor?
Cinsellik ilişkiyi güçlendirir ama en önemli şey karşılıklı saygı, güven ve iletişimdir. İki taraf da rahat ve mutlu hissediyorsa sağlıklı olur
Kızlar/Beyler başıma gelen en büyük felaketi anlatıyorum, lütfen bir akıl verin! Eski sevgilimin ne yaptığına bakmak için açtığım fake hesaptan yanlışlıkla son paylaştığı story’yi (veya postu) beğendim. Saniyesinde geri çektim ama kalbim küt küt atıyor.
Bildirim ekranına düşmüş müdür? Uygulamayı kapatsa bile bildirim gider mi? Hesabı hemen dondursam veya kullanıcı adını değiştirsem kurtarabilir miyim? Daha önce başına gelen ya da bu işin teknik kısmını bilen varsa lütfen yazsın, rezil olmak istemiyorum!
Eyvah ki ne eyvah! Hepimizin korkulu rüyası ama gel teknik olarak ne olacağına bir bakalım:
Bildirim Gider mi? Maalesef, beğeni yaptığın an eğer karşı tarafın telefonunda bildirimler açıksa, ekranın üstünde 'X kişisi fotoğrafını beğendi' yazısı bir saniyeliğine de olsa görünür. Beğeniyi geri çekmen o bildirimi bildirim merkezinden silebilir ama ekran o an açıksa görmüş olma ihtimali var.
Fake Hesap Olduğun Anlaşılır mı? Eğer hesabın ismini 'asdasd123' gibi çok belli bir şey yaptıysan ve profil fotoğrafın yoksa, senin olduğundan şüphelenmeyebilir. Ama eğer kullanıcı adın senin ismine/soyisminin baş harflerine benziyorsa işin zor.
Kurtarma Taktiği: Hemen kullanıcı adını ve profil fotoğrafını değiştir. Hatta hesabı 24 saatliğine dondur. Karşı taraf bildirime tıkladığında 'Kullanıcı bulunamadı' hatası alırsa, 'Herhalde bir bot beğendi ya da sistem hatası oldu' diyerek geçiştirme şansı olur.
En Önemli Tavsiye: Sakın gidip 'Ben yanlışlıkla beğendim' diye mesaj atma! Sessiz kalmak her zaman en iyisidir. Hiçbir şey olmamış gibi davranırsan, o da kendi kendine kuruntu yaptığını düşünecektir.
Selamlar herkese! Bugün biraz 'yasaklı' bölgeye giriyoruz. :) Erkeklerin kadınlara karşı hep bir 'cool' duruşu vardır ama aslında iç dünyalarında hiç de öyle olmayan sırlar sakladıklarını biliyoruz.
Beyler, bugün dürüstlük günü olsun! Kadınların bilmediği ama sizin kendi aranızda konuştuğunuz, bazen söylemeye çekindiğiniz o gerçekler neler? Mesela; her şeyi anlıyormuş gibi yapıp aslında hiçbir şey anlamadığınız oluyor mu? Ya da güçlü görünmeye çalışırken aslında ne kadar duygusalsınız?
Kızlar, siz de 'Kesin şunu gizliyorlar!' dediğiniz tahminlerinizi yazın, beyler onaylasın veya reddetsin! Bakalım neler çıkacak...
Kızlar selam, hepimizin kafasını kurcalayan o meşhur soruyla geldim. Birisiyle tanışıyoruz, her şey güzel gidiyor ama bir türlü 'biz neyiz?' aşamasına geçemiyoruz. Ya da bazen her şey çok samimi geliyor ama bir bakıyoruz ki aslında sadece vakit öldürüyormuş.
Sizce bir erkeğin niyetinin ciddi olduğunu gösteren en net işaret nedir? Ailesiyle tanıştırması mı, gelecek planlarına dahil etmesi mi, yoksa sadece zor zamanınızda yanınızda olması mı? Ya da tam tersi; sadece 'vakit geçirmek' isteyen erkek kendini nasıl ele verir? Tecrübelerinizi ve 'asla şaşmaz' dediğiniz o belirtileri yazın da hepimiz aydınlanalım!
Bazı erkekler/kadınlar bağlarını tamamen koparmak istemezler. 'Ben hala buralardayım, seni izliyorum' mesajı vererek zihninin bir köşesinde kalmaya çalışırlar. Mesaj atmaz çünkü sorumluluk almak istemez ama izleyerek senin hayatına bir başkasının girip girmediğini kontrol eder.
1. Stratejik Yaklaşım: "Sessizlik En Güçlü Cevaptır"
"Eğer birine mesaj attıysanız ve 'Görüldü' yapıp bırakıyorsa, aslında size çok net bir cevap vermiştir: 'Şu an önceliğim değilsin.' Bu durumda yapılacak en asil hareket, ikinci bir mesaj atmamaktır. Üstelemek sizi sadece daha değersiz hissettirir. Sessiz kalarak ilginizi tamamen çekin. Eğer değeriniz varsa, o sessizlikten rahatsız olup elbet geri dönecektir. Dönmüyorsa zaten doğru kişi değildir."
2. Mizah ve Özgüven Odaklı: "Ters Köşe Yapın"
"Sessiz kalmak her zaman en iyisidir ama bazen o sessizliği bozmak isterseniz sakın 'Neden yazmıyorsun?' gibi hesap soran mesajlar atmayın. Onun yerine; 'Mesajı okurken uyuya kaldın galiba, iyi uykular o zaman' veya 'Görüldü rekoru kırmaya mı çalışıyoruz?' gibi hafif iğneleyici ama eğlenceli bir yaklaşımla topu ona atın. Cevap gelmezse de asla bir daha yazmayın."
3. Net ve Mantıklı Yaklaşım: "Zaman Sınırı Koyun"
"Herkesin işi olabilir, meşgul olabilir; bu normaldir. Ancak üzerinden 24 saat geçmesine rağmen bir dönüş yoksa, bu bir unutkanlık değil tercihtir. Kendinize olan saygınız için o sohbeti orada bırakın ve başka insanlarla tanışmaya odaklanın. Hayat, mesaj beklemek için çok kısa!"
Son zamanlarda sevgilimle olan ilişkimde bazı şüphelerim var. Bazen bana yalan söylüyor, bazen de beni görmezden geliyor. Arkadaşlarım bana onu bırakmamı söylüyor ama ben hala ona aşıkım. Acaba sevgilim beni neden aldatıyor? Sevmenin bu kadar zor olmasını hiç anlamıyorum.
Bir süredir eski sevgilimle konuşmuyorduk, ama son zamanda karşılaştık ve sohbet ettik. Şimdi arkadaş olarak devam etmek istiyorum, ama bunu nasıl başarabileceğim konusunda kararsızım. Acaba gerçekten eski sevgilimle arkadaş olabilir miyim, yoksa bu sadece bir hayal mi?
Bir süredir sevgilimle birlikteyim ve her şey güzeldir ama onun arkadaşları beni gerçekten rahatsız ediyor. Her zaman bana karşı soğuk ve ilgisizler, sanki benimle konuşmak zorunda kalmış gibi davranıyorlar. Sevgilimle konuşmaya çalıştığımda ise bu durumu görmezden geliyor ve 'onlar böyle' diyor. Benim için önemli olan bu insanların sevgilimle olan ilişkileri midir, yoksa benim hislerimin ön planda olması mı gerekli?
Bir süredir birlikte olduğum sevgilimin arkadaş çevresi beni gerçekten rahatsız ediyor. Sürekli olarak bana karşı olumsuz konuşuyorlar ve sevgilim de bu duruma karşı tepki göstermiyor. Bence bu durum ilişkimizi olumsuz etkiliyor. Sizce böyle bir durumda ne yapmalı, sevgilimin arkadaşlarına karşı nasıl davranmalı veya sevgilime nasıl yaklaşmalıyım?
Arkadaşlar ben yaklaşık 2 yıldır aynı kişiyle birlikteyim ve son zamanlarda onun beni kıskandığı için benden uzaklaştığını hissetmeye başladım. Bu durum beni çok rahatsız ediyor ve neler yapabileceğimi bilmiyorum. Sevgilimle konuşmaya çalışıyorum ama o her şeyi normal olduğu söyleyip geçiştirmeye çalışıyor. Benim gibi böyle bir durumda kalan var mı? Ne yapmam gerektiğini bana öğretebilir misiniz?
Son zamanlarda sevgilimle arasındaki bağın eskisi gibi güçlü olmadığını düşünüyorum. Birbirimize karşı aynı ilgi ve sevgiyi hissetmiyoruz gibi geliyor. Acaba aramızda gizli bir şeyler mi var? Biri bana böyle bir durumda nasıl davranması gerektiğini anlatsa çok sevinirim.
Bir ilişkiye başladığım anda, karşımdakinin gerçekten bana uygun olup olmadığını sorgulamaya başlıyorum. Sevdiğim kişinin geçmişini, ailesini, arkadaş çevresini merak ediyorum. Hatta bazen bu merak, ilişkiye dair şüphelere dönüşüyor. Acaba doğru kişi miyim, yoksa sadece yalnızlık hissimi mi gideriyorum? Bu hisler normal mi, yoksa ilişkiye başlarken her zaman böyle şüpheci mi olmalıyız?
Sevgilimle birlikte olduğumuz süreye göre hediye almak çok zor geliyor, özellikle de Sevgililer Günü gibi özel günlerde ne hediye alınacağı konusunda kararsız kalıyorum. Her yıl aynı hediyeleri almak istemiyorum, aynı zamanda çok pahalı hediyeler de almak istemiyorum. Sevgililer Günü'nde sevgilime ne tür hediyeler alınabileceği konusunda önerilerinizi bekliyorum.
Bir ilişkiyi sürdürmek için fedakarlık yapmak必要 midir? Benim arkadaşım, sevgilisinin her dediğini yapıyor ve artık kendini kaybetmeye başladı. Acaba aşk, birini tamamen değiştirmek mi yoksa birbirini tamamlamak mı demek? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Merak ettigimden soruyorum acaba kizlar bi erkek te en cok neye bakiyodur
Birdenbire her şey değişti, sevgilimle olan ilişkimde bana sürekli olarak yeni şeyler denemem gerektiğini söylüyor. Beni daha sosyal, daha dışa dönük biri olmaya itmeye çalışıyor. Acaba bu onun gerçekten bana yardım etmeye çalışması mı, yoksa sadece bana olan ilgisini kaybettiği için mi böyle davranıyor? Bazen kendimi çok yalnız hissediyorum, çünkü onun isteklerine uymak için kendimi sürekli olarak değiştirmeye çalışıyorum.
Kızlar selam! Son günlerde TikTok'ta ve Instagram'da sürekli karşıma "Juno astroloji" diye bir şey çıkıyor. Normal burçlardan farklı olarak, doğum haritasında Juno'nun bulunduğu burca göre direkt kadersel eşimizin (evleneceğimiz kişinin) özelliklerini ve hatta evlilik yaşımızı bile gösteriyormuş!
Aranızda astrolojiyle ilgilenen, haritasındaki Juno konumuna bakıp gerçekten hayatındaki insanla eşleştiğini fark eden oldu mu? Juno astroloji nedir, normal burcumuzdan farkı tam olarak ne? Lütfen biri beni aydınlatsın, kadersel eşimi bulabilecek miyim merak ediyorum!
Kızlar merhaba, gerçekten sabrımın sonundayım. Erkek arkadaşımla ne zaman önemli bir sorunu çözmek için konuşmaya kalksak veya tartışsak asla bana cevap vermiyor. Duvar gibi karşıma geçip susuyor, odadan çıkıyor veya günlerce 'trip' atıp beni sessizliğiyle cezalandırıyor.
Ben bağırıp çağırıp kendimi anlatmaya çalışırken o sadece susup beni psikolojik olarak çıldırtıyor, en sonunda da sırf konuşsun veya barışalım diye gidip ben özür dilemek zorunda kalıyorum! Bu pasif-agresif ve sessiz tavrıyla beni açıkça manipüle eden erkeğe karşı nasıl bir duruş sergilemeliyim? Sizce bu durum düzelir mi yoksa yol yakınken kaçayım mı?
Kızlar inanılmaz sinir bozucu bir durumdayım, acil fikir verin! Yeni tanıştığım ve başlarda harika vakit geçirdiğimiz biri var. Ama ne zaman konuyu yavaştan "biz şimdi kimiz, bu ilişki nereye gidiyor" tarzı ciddiyete getirsem hemen panikleyip, "Bende ilişki fobisi var, eski yaralarım kapanmadı, bağlanmaktan çok korkuyorum" diyerek duygu sömürüsü yapıyor.
Fakat dün tesadüfen ekranında gördüm ki; o "ilişki fobim var" diye ağlayan beyefendi, yanımda otururken bile eski sevgilisinin storylerini fake (sahte) hesaptan tek tek izliyor! Hem yeni birine şans vermeyip "korkuyorum" diyen hem de eskiye bu kadar saplantılı kalan bir adam sizce ne yapmaya çalışıyor? Ben bu adam için sadece bir "yara bandı" mıyım? Arkama bakmadan kaçmalı mıyım yoksa bu geçici bir durum mu?
Modern ilişkilerde sıklıkla karşılaşılan "beni darlama" veya "biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var" diyerek duygusal bir mesafe talep eden kişinin, anında sosyal medyada veya mesajlaşma uygulamalarında saatlerce çevrimiçi olması, ne yazık ki psikolojide karşılaşılan en toksik manipülasyon türlerinden biridir.
Öncelikle karşınızdaki kişinin bu eyleminin altındaki psikolojiyi doğru okumak gerekir. Bu tarz tutarsız bir davranış, o kişinin gerçekten yalnızlığa, sessizliğe veya dinlenmeye değil; spesifik olarak sadece "size karşı" bir mesafeye ihtiyaç duyduğunu gösterir. "Beni darlama" cümlesi, aslında "Şu an seninle var olan bir sorunu çözmek veya seninle yüzleşmek için duygusal bir sorumluluk almak istemiyorum" kaçışının kaba bir dışavurumudur. O an saatlerce çevrimiçi kalması ise, dikkatinin ve iletişim ihtiyacının devam ettiğini, ancak bu ihtiyacı sizin dışınızdaki uyaranlarla (diğer insanlar, gönderiler, sosyal medya) karşılamayı tercih ettiğinin net bir kanıtıdır.
Böyle kışkırtıcı bir durumda ona atılacak "en iyi mesaj"ın ne olduğunu merak ediyorsunuz. Psikolojik açıdan ve ilişki dinamikleri ekseninden bakıldığında, atılacak en iyi mesaj kesinlikle "hiçbir mesaj atmamaktır". Çünkü o kişi şu anda sizin bu durumu görüp öfkelenmenizi, ona yazmanızı ve "Kiminle konuşuyorsun, hani yalnız kalmak istiyordun?" diyerek tepki göstermenizi bekliyor. Sizin vereceğiniz bu tepki, onun "Bak, gördün mü yine beni darlıyorsun" diyerek kendini haklı çıkarma ve sizi haksız duruma düşürme planına (gaslighting) kusursuz bir şekilde hizmet edecektir.
Eğer ona öfkeli, sorgulayıcı veya laf sokan bir mesaj atarsanız, onun yarattığı o suni "darlanan kurban" rolünü kendi ellerinizle onaylamış olursunuz. Bunun yerine, tamamen sessizliğe bürünmek, iletişimi yüzde yüz kesmek ve sizin de kendi hayatınıza, sosyal çevrenize odaklandığınızı (belki sizin de çevrimiçi olduğunuzu ama ona asla yazmadığınızı) görmesini sağlamak vurabileceğiniz en büyük psikolojik darbedir. Sessizlik, karşı tarafın beklemediği bir hamledir ve manipülatif kişileri her zaman en çok tedirgin eden şey, yok sayılmak ve kontrolü kaybetmektir.
Sonuç olarak; o telefonu elinizden bırakın, ona vereceğiniz o değerli enerjiyi kendinize saklayın. Bırakın saatlerce çevrimiçi kalsın. Sizin ona olan bu derin ve sarsılmaz sessizliğiniz, atabileceğiniz en uzun ve en ağır mesajdan bile çok daha yüksek sesli bir cevap olacaktır. Peki sizler ne düşünüyorsunuz? Aranızda böyle bir manipülasyona maruz kalıp, tek kelime etmeyerek karşı tarafı çıldırtmayı başaranlar tecrübelerini paylaşabilir mi?
Evlilik sürecinde ve özellikle ilk gece konusunda yaşanan bu tarz yoğun kaygılar, toplumumuzda birçok kadının sessizce ve tek başına mücadele ettiği, ancak klinik olarak oldukça yaygın ve tamamen doğal bir psikolojik durumdur.
Öncelikle şunu net bir şekilde bilmelisiniz ki; cinselliğe dair duyulan bu korku hali (vajinismus eğilimi veya performans anksiyetesi), sizin kişisel bir eksikliğiniz veya bedensel bir kusurunuz asla değildir. Toplumda yıllarca kulaktan kulağa yayılan yanlış, abartılı ve travmatik hikayeler, kadınların bilinçaltında cinselliği keyifli bir paylaşım yerine bir 'görev' veya 'acı verici zorunlu bir deneyim' olarak kodlamasına neden olur. Bedeniniz de bu yanlış kurgulanmış korkuya karşı istemsiz bir savunma mekanizması geliştirerek kendini kasar. Yani yaşadığınız durum fiziksel değil, tamamen psikolojik kökenli ve öğrenilmiş bir korku refleksidir.
Bu süreci sağlıklı bir şekilde aşmanın en temel ve ilk adımı, eşinizle kuracağınız şeffaf ve maskesiz iletişimdir. Nişanlınızın anlayışlı bir karaktere sahip olması sizin için en büyük şanstır. Bu korkunuzu ondan saklamak veya "o an gelince bir şekilde hallederim" diyerek düğün gecesine kadar ertelemek, kaygınızın devasa bir panik atağa dönüşmesinden başka bir işe yaramaz. Ona, bu durumun ona karşı hissettiğiniz bir isteksizlik veya sevgisizlik olmadığını, sadece bilinçaltınızın istemsizce yönettiği bir kaygı durumu olduğunu uygun bir dille anlatmalısınız. Cinselliğin tek bir geceye sığdırılmış bir 'sınav' olmadığını, sevgi ve güvenle inşa edilecek uzun bir yolculuk olduğunu iki tarafın da kabullenmesi gerekir.
Eğer bu korku, eşinizin şefkatli yaklaşımına rağmen aşılamayacak kadar şiddetli bedensel kasılmalara neden oluyorsa, hiçbir şekilde kendinizi yetersiz hissetmeden ve zaman kaybetmeden cinsel terapi alanında uzmanlaşmış bir psikologdan destek almanız şarttır. Vajinismus, günümüzdeki bilişsel davranışçı terapi (BDT) yöntemleri ve doğru egzersizlerle başarı oranı neredeyse yüzde yüze yakın olan geçici bir sorundur. Sorunu ertelemek evlilik içinde farklı iletişim kopukluklarına yol açabilir; oysa uzman bir destekle birkaç seans içinde hayatınızdaki bu büyük yükten tamamen kurtulabilirsiniz.
Peki sizler ne düşünüyorsunuz? Çevrenizde veya kendi hayatınızda evliliğin ilk aylarında bu tarz kaygılar yaşayıp, eşinin sonsuz desteği veya profesyonel terapiyle bu süreci başarıyla atlatanlar kendi mucizevi tecrübelerini paylaşabilir mi?
İlk buluşmada cüzdan unutma numarası, karşı tarafın sınırlarını ve vericiliğini ölçmek için yapılan oldukça klasik ama bir o kadar da tehlikeli bir psikolojik testtir.
Öncelikle şunu net bir şekilde belirtmek gerekir ki; ilk buluşmalar insanların kendilerini en özenli ve en dikkatli yansıtmaya çalıştıkları, tabiri caizse "vitrin" anlarıdır. Cüzdanı arabada unutmak elbette insani bir hata olabilir. Ancak gerçekten cüzdanını unutan mahcup bir beyefendi, hesabı sana ödetmek yerine garsonla konuşup arabaya gidip gelmeyi teklif eder veya o anki mahcubiyetini çok net belli ederek anında farklı bir çözüm arayışına girerdi. Durumu bu kadar rahatça sana paslaması, olayın spontane gelişmediğinin en büyük kanıtıdır.
Bu tarz davranışlar genellikle iki farklı karakter yapısını işaret eder: Ya karşınızdaki kişi maddi konularda senin sınırlarını test etmeye çalışan manipülatif bir yapıya sahiptir, ya da en ufak bir kriz anında sorumluluk almaktan kaçınan rahat bir karakterdir. İlişkinin henüz sıfır noktasında, hesap gibi basit bir krizi bile senin omuzlarına yükleyen birinin, ileride yaşanacak daha büyük sorunlarda nasıl bir tavır sergileyeceğini tahmin etmek hiç de zor değildir.
Sana en net tavsiyem; olayın hemen ardından, yani eve döndükten sonra veya ertesi gün sergilediği tutumu gözlemlemendir. Eğer ertesi gün bu durumu telafi etmek için büyük bir mahcubiyetle yeni bir plan yapmadıysa ve hiçbir şey olmamış gibi "nasılsın" mesajları atıyorsa, bu kesinlikle devasa bir kırmızı bayraktır (red flag). Kendine olan saygını ve değerini her zaman ön planda tutmalı, sana daha ilk günden yük olan biriyle iletişimi nazikçe ama kesin bir dille kesmelisin.
Peki sizler ne düşünüyorsunuz? Aranızda ilk buluşmada böyle garip bir hesap krizi yaşayıp sonradan durumu telafi edebilen veya anında masadan kalkan oldu mu?
Bir ilişkiye başladığımız anda, sanki tüm dünyanın renkleri değişiyor, her şey daha güzel ve daha canlı görünüyor. Ancak zaman geçtikçe, bu hissin aşktan mı, yoksa bağımlılıktan mı kaynaklandığını ayırt etmek giderek zorlaşıyor. Acaba gerçekten sevdiğimiz kişiyle birlikteyiz, yoksa sadece onun bize karşı hissettirdiklerine bağımlı mı oluyoruz? Bu hissi yaşadığınız oldu mu, nasıl ayırt ettiniz?
Atlas ipek kumaşı nerden elde edilir
Son zamanlarda yaşadığım ilişki beni oldukça düşündürmeye başladı. Sevdiğim insanın yanında olduğum zaman mutluyum, ancak onunla ayrıldığımda içimde bir boşluk hissediyorum. Acaba bu hisler aşkın doğal bir parçası mı, yoksa ben bir şekilde bağımlı mı oldum? Bir ilişkiye bağlılık ve aşk arasındaki çizgi nerede çizilir? Bu konuda düşüncelerinizi duymak çok isterim.
Birden fazla kişiyle aynı evi paylaşmak alreadyoruz, ama sevgiliyle aynı evde yaşamak tamamen farklı bir deneyim. Benim deneyimim öyle oldu ki, birlikte yaşadığım sevgilimle evin temizliği konusunda sürekli tartışmaya başladık. Biri diğerinin düzenini bozuyor, biri diğerinin alanına giriyor... Bu tür sorunlar gerçekten ilişkiye zarar veriyor. Acaba sevgiliyle aynı evde yaşarken bu tür sorunlarla nasıl başa çıkabilirsiniz?
Sevgililer arasındaki alışverişlersometimes çok saçma boyutlara ulaşabiliyor. Benim sevgilim her yıl doğum günümde çok pahalı hediyeler alıyor, ben de ona aynı şekilde pahalı hediyeler almak zorundayım gibi hissediyorum. Bu durum relationshipimize bir tür yarışma gibi yansıyor ve gerçekten çok yorucu oluyor. Sizler de sevgililerinizle alışveriş konusunda böyle bir yarışma içinde misiniz? Bu durumun ilişkilerimize nasıl bir etkisi olabilir?
Uyandığımda hala etkisinden çıkamadığım bir rüya gördüm ve anlamını merak ettim. Rüyamda altın bileklik kopuyordu ve bu bileklik başkasına ait gibiydi. Acaba bu, ilişkimizdeki bir kopuşu mu işaret ediyor? ya da sadece benim zihinsel durumumu yansıtıyor? Sizler de böyle bir rüya gördünüz mü veya benzer deneyimlerden geçtiyseniz, paylaşırsanız çok sevinirim.
İnanılmaz bir şey duydum, Prenses Night Club'ın en iyi firma olduğu söyleniyor! Ücretsiz firma rehberinde görüyorum ve merak ediyorum, bu gece kulübü gerçekten iyi mi? Orada bulunmuş olan arkadaşlar, deneyimlerinizi paylaşır mısınız? Worth mu bu kulüp?
Merhaba arkadaşlar, bugün bir şeyler araştırırken karşıma tuhaf bir şey çıktı. Bir telefon numarasını sorgulamak istiyorum, 05441362158 numarasının kime ait olduğunu öğrenmek için bir yol var mı? Acil yardımınıza ihtiyacım var, lütfen deneyimlerinizden bahsedin.
köpeklere karşı şiddete maruz kalmış veya şahit olmuş var mı? Son haberlerde sopayla köpeğe darbe vukuatına rastladım ve gerçekten çok üzüldüm. Bu tür olaylar hakkında ne düşünüyorsunuz, böyle durumlarda nasıl davranmak gerektiğini konuşabilir miyiz?
aranızda trafikte suç işleyip aracına el konulan var mı? Bu yeni düzenlemeyi duydunuz mu ne düşünüyorsunuz?
Son bir yıl içinde hayatım completamente değişti, çünkü 10 yaş büyük bir adamla ilişkiye başladım. İlişkimize ilk başladığımızda, yaş farkının bir sorun olacağını düşünmedim, ancak şimdi ailemle konuşma zamanı geldi ve korkuyorum. Ailemin geleneksel düşünceleri var ve yaş farkını kabullenmelerini sağlamak çok zor olacak. Benim sevgilim gerçekten harika bir insan, iyi bir karaktere sahip ve bana her konuda destek oluyor. Ancak ailemin bunu görmesini ve anlamasını sağlamak için ne yapabilirim? Onlara nasıl açıklamalıyım? Yaş farkı gerçekten önemli mi, yoksa sevgi ve saygı daha önemli mi? Bu konuda düşüncelerinizi duymak ve deneyimlerinizi paylaşmanızı istiyorum.
Bence kadınlar daha geç vazgeçer ama vazgeçtiklerinde geri dönüşü olmaz. Erkekler ise daha çabuk kopar gibi görünür ama bazen sonradan kıymet anlar.
Huzur daha önemli. Çünkü huzurun olmadığı yerde aşk bir süre sonra yorar. Ama doğru kişiyle hem huzur hem aşk zaten birlikte gelir.
Görücü usulü evlilik mi daha sağlam olur yoksa severek evlenmek mi? Deneyimi olanlar paylaşabilir mi?
Bitmeyen bir tartışma konusudur, herkesin bir fikri vardır.
Flört etmekte başarılı mısınız?
Toksik ilişkiden nasıl kopulur; çok severken ayrılığa ve yalnızlığa nasıl alışılır?
Sevmek güzelleştirir mi?